Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

Ve kezâ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ’daki ( ل ) ihtisâsı ifade ettiğinden tevhîde işarettir. لْعَالَم۪ينَ adâletle nübüvvete remizdir. Çünki terbiye resûller vâsıtasıyla olur. مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِ zaten sarâhaten haşir ve kıyâmete delâlet eder. Ve kezâ اِنَّآ اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ sadefi de, o makāsıd-ı erbaa cevherlerini tazammun etmiştir.

بِسْمِ اللّٰهِ Bu kelâm güneş gibidir. Yani güneş başkalarını gösterdiği gibi, kendini de gösterir. Başka bir güneşe ihtiyaç bırakmaz. بِسْمِ اللّٰهِ başkalarına yaptığı vazîfeyi, kendisine de yapıyor. İkinci bir بِسْمِ اللّٰهِ daha lâzım değildir. Evet, بِسْمِ اللّٰهِ öyle müstakil bir nûrdur ki, bu nûr hiçbir şeye bağlı değildir. Hatta bu nûrun câr ve mecrûru bile hiçbir şeye muhtaç değildir. Ancak ( ب ) harfinden müstefâd olan اَسْتَع۪ينُ veya örfen ma‘lûm olan اَتَيَمَّنُ veyahud mukadder olan ( قُلْ )’ün istilzâm ettiği اَقْرَأُ fiillerinden birine mütealliktir.

İhtâr: بِسْمِ اللّٰهِ ’daki câr ve mecrûra müteallik olarak mezkûr olan fiiller, besmeleden sonra takdîr edilir ki, hasrı ifade etmekle, ihlâs ve tevhîdi tazammun etsin. İsim: Cenâb-ı Hakk’ın zâtî isimleri olduğu gibi, fiilî isimleri de vardır. Bu fiilî isimlerin Gaffâr ve Rezzâk, Muhyî ve Mümît gibi pek çok nev‘leri vardır.

Suâl: Bu fiilî isimlerin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor? Elcevâb: Kudret-i ezeliyenin kâinâttaki mevcûdâtın nev‘lerine, ferdlerine olan nisbet ve taallukundan husûle gelir. Bu i‘tibârla بِسْمِ اللّٰهِ kudret-i ezeliyenin taalluk ve te’sîrini celb eder. Ve o taalluk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. Öyle ise, hiç kimse hiçbir işini besmelesiz bırakmasın.

اَللّٰهُ Lafza-i Celâli, bütün sıfât-ı kemâliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünki Lafza-i Celâl, Zât-ı Akdes’e delâlet eder. Zât-ı Akdes de bütün sıfât-ı kemâliyeyi istilzâm eder. Öyle ise, o lafza-i mukaddese, delâlet-i iltizâmiye ile bütün sıfât-ı kemâliyeye delâlet eder.