(299)
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz kardeşim Mustafa Efendi,
Bazı emârelerle ve bazı zevâtın hüsn-ü şehâdetiyle bana kanâat gelmiştir ki, zâtınız dahi Müezzinzâde Bekir Efendi gibi bana ciddî bir talebe ve samîmî bir âhiret kardeşi olabilirsiniz. Hem senin merhum pederin Hacı Saîd Efendi, silsile-i duâmda çoktan beri dâhildir.
Bu def‘aki gāyet kıymetdar hediyen olan zemzem suyu ve Medîne-i Münevvere hurmâsına mukābil, gāyet kıymetdar ve ehl-i îmân mâbeyninde nihâyet derecede mu‘teber ve ehl-i dalâlet başında sâika gibi te’sîr gösteren Otuz Birinci Söz olan mi‘râc ve şakk-ı kamere dâir risâleyi ve vahdâniyet ve ma‘rifetullâh ve muhabbetullâha dâir ve ehl-i tahkîk meyânında emsâlsiz ve pek meşhur ve nûrânî üç mevkıflı olan Otuz İkinci Söz'ü takdîm ediyorum. Eğer zâtınız hattı güzel bir zâtı bulup size, kendinize istinsâh etsen çok iyi olur. Fakat tashîhine dikkat edilsin. Bir-iki def‘a kardeşim Seyyid Şefîk’in muâvenetiyle mukābele edilsin. Sonra Bekir Efendi alsın, kendine ve kayınpederine yazdırsın. Eğer zâtınız öyle iyi bir kâtib bulamadın, aslı sana kalmak ve birkaç def‘a Bekir Efendi’yle beraber okumak şartıyla Bekir Efendiye veya Mehmed Efendi veya Hâfız Hidâyet Efendi gibi kıymetini takdîr eden ve münâsib gördüğün zâtlara ver, kendilerine yazdırsınlar.
Haber almışım ki, Arabî olarak eski hurûfla Matbaa-i Evkāf’da tab‘ edilmek izni varmış. Eğer Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle, Türkçe olarak eski hurûfa müsâade-i resmî olduğu dakikada ve Bekir Efendi şu iki risâleyi Seyyid Şefîk’in taht-ı nezâretinde tashîhine gāyet dikkat etmek şartıyla çabuk tab‘ ediniz. Tab‘ masrafını da kesenizden sarf etmeye mecbûr değilsiniz. Çünki Haşir Sözü'ne seksen banknotu sarf ettik, üç yüz banknotu kazandık. Demek bunlar satılmayacak mallar değildir. Müslüman ruhları bunlara gıda gibi muhtaçtırlar. Yalnız iki yüze yakın aboneler bulunsa, birisi tab‘ edilse, hem fiyatını çıkarabilir, hem başka risâlelerin de tab‘ına medâr olabilir. Halklardan
sadaka kabul etmediğim gibi, kitaplarıma da sadakalarla tab‘ını kabul etmem. Yalnız gayretinizi ve himmetinizi, Onuncu Söz gibi, yalnız yanlışsız ve güzelce tab‘ına ve matbaadaki tashîhâtına sarf ediniz. Ve birinci olarak tab‘ ettirdiğiniz risâlenin masârıf-i tab‘iyesi ne kadar ise bana bildiriniz. Ben borç eder, para gönderirim.
Eğer tab‘ına muvaffak oldunuz; zâtınız, pederiniz gibi çok sevdiğiniz Medîne-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme ahâlîsine bir mikdar nüsha gönderseniz çok iyi olur. Belki eski hediyelerinizden daha hayırlı hediye hükmüne geçecektir, inşâallâh.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪ي
Saîdü’n-Nûrsî
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
يَٓا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ يَا فَرْدُ يَا حَيُّ يَا قُيُّومُ يَا حَكَمُ يَا عَدْلُ يَا قُدُّوسُ
İsm-i A‘zam'ın hakkına ve Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine, bir kalem ile binler nüsha yazan Husrev’i ve mübârek yardımcılarını ve Nûrcu arkadaşlarını Cennetü’l-Firdevs’de saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn! Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmîn! Ve defter-i hasenâtlarına bu mecmûanın her bir harfine mukābil bin hasene yazdır. Âmîn! Ve Nûrların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn!
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nûr şâkirdlerini iki cihanda mes‘ud eyle. Âmîn! İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmîn! Ve bu âciz ve bîçâre Saîd’in kusûrâtını affeyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn!
(Umum Nûr Şâkirdleri Nâmına)
Saîdü’n-Nûrsî