Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

Elhâsıl: Hazîne-i rahmetin en kıymetdar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi,

en birinci anahtarı da بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ’dir. Ve en kolay bir anahtarı da salavâttır.اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰي مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ بِحُرْمَتِه۪ وَ عَلٰٓي اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ وَ ارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْن۪ينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ

سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

ON BİRİNCİ SÖZ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا  وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَا  وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَا 

وَ الَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَا  وَ السَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَا  وَ الْأَرْضِ وَمَا طَحٰيهَا  وَ نَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَا  الي اٰخره...

Ey kardeş! Eğer hikmet-i âlemin tılsımını ve hilkat-i insanın muammâsını ve hakîkat-i salâtın rumûzunu

bir parça fehmetmek istersen, nefsimle beraber şu temsîlî hikâyeciğe bak.

Bir zaman bir sultan varmış. Servetçe onun pek çok hazineleri varmış. Hem o hazinelerde

her çeşit cevâhir, elmas, zümrüd bulunuyormuş. Hem gizli pek acâib defineleri varmış. Hem kemâlâtça

sanâyi‘-i garîbede pek çok mahâreti varmış. Hem hesabsız fünûn-u acîbeye ma‘rifeti ve ihâtası varmış.

Hem nihâyetsiz ulûm-u bedîaya ilim ve ıttılâı varmış.

Her cemâl ve kemâl sâhibi, kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultân-ı zîşân

dahi istedi ki, bir meşher açsın. İçinde sergiler dizsin. Tâ, nâsın enzârında hem saltanatının haşmetini,

hem servetinin şa‘şaasını, hem kendi san‘atının hârikalarını, hem kendi ma‘rifetinin garibelerini izhâr edip

göstersin. Tâ, cemâl ve kemâl-i ma‘nevîsini iki vecihle müşâhede etsin. Bir vechi, bizzât nazar-ı dekāik âşinâsıyla

görsün; diğeri, gayrın nazarıyla baksın.

Bu hikmete binâen, cesîm ve geniş ve muhteşem bir kasrı yapmaya başladı. Şâhâne bir sûrette dâirelere,