Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

Beşinci Huccet-i Îmâniye

Otuzuncu Lem‘a’nın Üçüncü Nükte’si

İsm-i A‘zam’ın altı nûrundan üçüncü nûruna işaret eden Üçüncü Nükte

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  اُدْعُ اِلٰي سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ

âyetinin bir nüktesi ve bir İsm-i A‘zam veya İsm-i A‘zam’ın altı nûrun­dan bir nûru olan İsm-i Hakem’in bir cilvesi, Ramazân-ı Şerîf’de Eskişehir hapishânesinde görüldü. Ona yalnız bir işaret olarak “Beş Nokta”dan ibâret Üçüncü Nükte acele yazıldı. Müsvedde hâlinde kaldı.

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Üçüncü Nükte’nin Birinci Noktası: Onuncu Söz’de işaret edildiği gibi, İsm-i Hakem’in tecellî-i a‘zamı şu kâinâtı öyle bir kitap hükmüne getirmiş ki, her sahîfesinde yüzer kitap yazılmış. Ve her satırında yüzer sahîfe derc edilmiş. Ve her kelimesinde yüzer satır mevcûd­dur. Ve her harfinde yüzer kelime var. Ve her noktasında kitabın muhtasar bir fihristciği bulunur bir tarza getirmiştir. O kitab, sahîfelerine, satırlarına, tâ noktalarına kadar yüzer vechile nakkāşını ve kâtibini öyle vuzûh ile gösteriyor ki, o kitâb-ı kâinâtın müşâhedesi, kendi vücûdundan yüz derece daha ziyâde kâtibinin vücûdunu ve vahdetini isbat eder. Çünki bir harf, kendi vücûdunu bir harf kadar ifade ettiği halde, kâtibini bir satır kadar ifade eder.

Evet, şu kitâb-ı kebîrin bir sahîfesi zemin yüzüdür. O sahîfede nebâtât ve hayvanât tâifeleri adedince kitaplar, birbiri içinde, beraber, bir vakitte, yanlışsız, gayet mükemmel bir surette, bahar mevsiminde yazıldığı gözle görülüyor.