Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

Altıncı Huccet-i Îmâniye Asâ-yı Mûsâ Aleyhisselâm’dan


Onuncu Söz’ün Dokuzuncu Hakîkati


Dokuzuncu Hakîkat: Bâb-ı ihyâ ve imâtedir. İsm-i Hayy-ı Kay-yûm’un, Muhyî ve Mümît’in cilvesidir. Hiç mümkün müdür ki: Ölmüş, kurumuş koca arzı ihyâ eden; ve o ihyâ içinde her biri, beşer haşri gibi acîb, üç yüz binden ziyade envâ‘-ı mahlûkātı haşir ve neşredip kudretini gösteren; ve o haşir ve neşir içinde nihâyet derecede karışık ve ihtilât içinde nihâyet derecede imtiyâz ve tefrîk ile ihâta-i ilmiyesini gösteren; ve bütün semâvî fermanlarıyla beşerin haşrini va‘detmekle, bütün ibâdının enzârını saadet-i ebediyeye çeviren; ve bütün mevcûdâtı baş başa, omuz omuza, el ele verdirip, emir ve irâdesi dâiresinde döndürüp, birbirine yardımcı ve müsahhar kılmakla azamet-i rubûbiyetini gösteren; ve beşeri, şecere-i kâinâtın en câmi‘, en nâzik, en nâzenîn, en nâzdâr ve en niyâzdâr bir meyvesi yaratıp ken­dine muhâtab ittihâz ederek, her şeyi ona müsahhar kılmakla, insana bu kadar ehemmiyet verdiğini gösteren bir Kadîr-i Rahîm, bir Alîm-i Hakîm, kıyâmeti getirmesin. Haşri yapmasın veya yapamasın. Beşeri ihyâ etmesin veya edemesin. Mahkeme-i kübrâyı açamasın. Cennet ve cehennemi yaratmasın? Hâşâ ve kellâ!