Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

BEŞİNCİ ŞU‘

Otuzbirinci Mektub’un Otuzbirinci Lem‘ası’nın

Beşinci Şuâ’ıdır.

Otuz sene evvel yazılan matbû‘ Muhâkemât-ı Bedîi­ye’de bahsedilen sedd-i Zülkarneyn ve Ye’cûc Me’cûc ve sâir eşrât-ı kıyâmetten yirmi mes’eleyi, o Muhâkemât’a bir tetimme olarak on üç sene evvel bir kısım (Hâşiye) müsveddesi yazılmış idi. Azîz bir dostumun hatırı için tebyîz edildi, Beşinci Şuâ‘ oldu.

İhtâr: Evvelce mukaddimeden sonra gelen mes’eleler okunsun. Tâ mukaddimedeki maksad anlaşılsın.

Hem bu Şuâın mes’elelerini herkese göstermek câiz değil, mahremdir. Neşrine iznim yok. Tâ yanlış telakkî edilmesin.

_________________________________

Hâşiye: Şimdi kırk seneden ziyâde olmuştur.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  فَقَدْ جَٓاءَ اَشْرَاطُهَا âyetinin bir nüktesi olup bu zamanda akîde-i avâm-ı mü’minîni vikāye ve şübühâttan muhâfaza için yazılmıştır. Âhirzamanda vukûa gelecek hâdisâta dâir olan hadîslerin bir kısmının, müteşâbihât-ı Kur’âniye gibi derin ma‘nâları var. Muhkemât gibi tefsîr edilmez. Ve herkes bilemez. Belki tefsîrinde te’vîl ederler. وَمَا يَعْلَمُ تَاْو۪يلَهُٓ اِلَّأ اللّٰهُ وَ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ sırrıyla, vukûundan sonra te’vîlleri anlaşılır. Ve murad ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar اٰمَنَّا بِه۪ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَا deyip o gizli hakîkatleri izhâr ederler. Bu Beşinci Şuâ’ın bir Mukaddimesi ve yirmiüç mes’elesi var.

Mukaddime: “Beş nokta” dır.

Birinci Nokta: Îmân ve teklîf, ihtiyâr dâiresinde bir im­tihân, bir tecrübe, bir müsâbaka olduğundan perdeli ve derin ve tedkîke ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes’eleleri, elbette bedîhî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdîk edecek derecede zarûrî olmaz. Tâ ki, Ebû Bekirler (ra) a‘lâ-yı illiyyîne çıksınlar, Ebû Cehiller esfel-i sâfilîne düşsünler. Eğer ihtiyâr kalmazsa, teklîf olamaz. Bu sır ve bu hikmet içindir ki, mu‘cizeler seyrek ve nâdir verilir.