Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

ve ne de bir misâli gösterilmiştir. Evet, Kur’ân milyonlarca Arabî kitaplarla mukāyese edilirse, Kur’ân’ın benzeri bulunamaz. O halde Kur’ân, ya hepsinin altındadır. Bu ise muhâldir. Öyle ise hepsinin fevkındedir. Öyle ise Allah’ın kelâmıdır.

3- Beşerin san‘atı olan bir şey, bidâyette çirkin ve gayr-i muntazam olur. Sonra yavaş yavaş intizâma sokulur. Kur’ân ise, ilk zuhûrunda gösterdiği halâvetini, güzelliğini, gençliğini şimdi de öylece muhâfaza etmektedir.

Ey belâgat letâfetinin kokusunu koklayan arkadaş! Zihnini şu mebâhis-i erbaaya gönder ki, bal arısı اَشْهَدُ اَنَّ هٰذَا كَلَامُ اللّٰهِ balını çıkarsın.

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ف۪يهِ هُدًي لِلْمُتَّق۪ينَ Arkadaş! Kelâmların hüsnünü artıran ve güzelliğini fazlaca parlatan belâgatin esaslarından biri de şudur ki: Bir havuzu doldurmak için etrafından süzülerek havuza akan sular gibi, belîğ kelâmlarda da zikredilen kelimelerin, kayıdların, hey’etlerin tamamen o kelâmın ta‘kîb ettiği esas maksada nâzır olmakla, onun takviyesine hizmet etmeleri belâgat mezhebinde lâzımdır.

Birinci Misâl: وَ لَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ olan âyet-i kerîme nazar-ı dikkate alınırsa görülür ki, bu kelâmdaki maksad ve esas, pek az bir azab ile fazla korkutmaktır. Ve bu kelâmda olan mezkûr kelimeler ve kayıdlar, tamamen o maksadı takviye için çalışıyorlar. Ezcümle, şekk ve ihtimâli ifade eden ( اِنْ ) şartiye olup, azabın azlığına ve ehemmiyetsizliğine işarettir. Ve kezâ ( نَفْحَةٌ ) sîgasıyla ve tenvîniyle azabın ehem­miyetsizliğini îmâdır. Ve kezâ ( مَسَّ ) kelimesi, azabın şedîd olmadığına işarettir. Ve kezâ teb‘îzi ifade eden ( مِنْ ) ve şiddeti gösteren ‘nekâl' kelimesine bedel,hıffeti îmâ eden ( عَذَابِ ) kelimesi ve ( رَبّ ) kelimesinden îmâ edilen şefkat, hepsi de azabınkıllet ve ehemmiyetsizliğine işaret etmekle, şu şiiri, lisân-ı hâlleriyle temessül ediyorlar: