Yükleniyor...
Risale-i Nur
Dil

Evet, onlar îmân etmediklerinden ve cevher-i rûhu ifsâd ve bütün elemleri içine alan küfür musibetine ma‘rûz kaldıklarından لَمْ يُؤْمِنُوا 'ye bedel, كَفَرُوا ta‘bîriyle işaret edilmiştir. Ve kezâ لَا يُتْرَكُونَ الْكُفْرَ kelimesine bedel, لَا يُؤْمِنُونَ ta‘bîriyle, onların o büyük musibete ma‘rûz kaldıkları gibi, pırlanta gibi cevher-i îmânîyi de kaybettiklerine işarettir.

Ve kezâ خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰي قُلُوبِهِمْ cümlesiyle, kalb ile vicdan nûr-u îmân sâyesinde hakāik-i İlâhiyenin tecellîsine mazhar olmakla menba‘-ı kemâlât, hayatdâr ve ziyâdâr oldukları halde; küfrün ihtiyâr edilmesiyle zulmetli, ıssız haşerât-ı muzırra yuvasına inkılâb ettikleri için mühürlenmiş, kilitlenmiş ki, o korkunç yuvadaki akreblerden ve yılanlardan ictinâb edilmesine işaret edilmiştir. Ve kezâ وَ عَلٰي سَمْعِهِمْ kelimesiyle, küfür sebebiyle kulağa âit pek büyük bir ni‘meti kaybettiklerine işaretedilmiştir. Hatta kulaktaki zar, nûr-u îmân ile ışıklandığı zaman, kâinâttan gelen ma‘nevînidâları işitir. Lisân-ı hâl ile yapılan zikirleri, tesbîhâtları fehmeder. Hatta o nûr-u îmân sâyesinde rüzgârların terennümâtını, bulutların na‘ralarını, denizlerin dalgalarının nagamâtını ve hâkezâ yağmurlardan, kuş ve sâire gibi her nevi‘den Rabbânî kelâmları ve ulvî tesbîhâtı işitir. Sanki kâinât, İlâhî bir mûsîkî dâiresidir. Türlü türlü âvâzlarla, çeşit çeşit terennümâtla kalblere hüzünleri ve Rabbânî aşkları intibâ‘ ettirmekle kalbleri, ruhları, nûrânî âlemlere götürür. Pek garib misâlî levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere gark eder.

Fakat o kulak, küfür ile tıkandığı zaman, o lezîz, ma‘nevî, yüksek savtlardan mahrum kalır. Ve o lezzetleri îrâs eden âvâzlar, mâtem seslerine inkılâb eder. Kalbde o ulvî hüzünler yerine, ahbâbın fıkdânıyla ebedî yetîmlikler, mâlikin ademiyle nihâyetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hâsıl olur. Bu sırra binâendir ki, şerîatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvîhüzünleri, Rabbânî aşkları îrâs eden sesler helâldir. Yetîmâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrîk eden sesler haramdır. Şerîatın ta‘yîn etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı te’sîre göre hüküm alır.